YES DİL OKULU/ESKİŞEHİR'İN YABANCI DİL MARKASI
İngilizcedoktoru - ÜDS KPDS Sınav Danışmanı
REFERANSLAR
ESKİŞEHİR ÜDS KPDS
SORU BANKASI
ÜDS/KPDS SORULARI
ÜDS KPDS HAZIRLIK KİTABI
KPDS, ÜDS, İÖLP, YDS Hazırlık


İNGİLİZCE - TÜRKÇE ÇEVİRİ SORULARI

1.The accordion, a hand-held musical instrument, first became popular in Austria and Germany in the early 19th century.

A) Elde tutulan bir müzik aleti olan akordiyon ilk olarak 19. yüzyılın başlarında, Avusturya ve Almanya'da popüler olmuştur. .
B) 19. yüzyılın başlarında çok popüler bir müzik aleti olan akordiyon, ilk kez Avusturya ve Almanya'da kullanılmıştır.
C) Avusturya ve Almanya'da 19. yüzyıl başlarında en popüler müzik aleti, elde taşınan akordiyondu.
D) Avusturya ve Almanya'da ilk olarak 19. yüzyıl başlarında popüler olan akordiyon, elle çalınan bir müzik aletidir.
E) Elle çalınan akordiyon, 19. yüzyıl başlarında Avusturya ve Almanya'da en popüler müzik aletiydi.

2.Directly or indirectly, plants provide food, clothing, fuel, shelter and many other necessities of life for man.

A) Bitkiler, bazen dolaylı bazen dolaysız, yiyecek, giyecek, yakıt ve barınak gibi insanoğlunun pek çok hayati gereksinimini karşılamaktadır.
B) Dolaylı ya da dolaysız, bitkiler, insanoğlu için yiyecek, giyecek, yakıt, barınak ve hayatın diğer pek çok ihtiyacını karşılar.
C) Yiyecek, giyecek, yakıt, barınak ve insanoğlunun yaşamının diğer pek çok ihtiyacı, dolaylı ya da dolaysız, bitkilerden sağlanmaktadır.
D) İnsanoğlu için yiyecek, giyecek, yakıt, barınak ve diğer yaşamsal gereksinimler dolaylı ya da dolaysız olarak bitkilerden elde edilmektedir.
E) Bitkiler, insanoğlunun yiyecek, giyecek, yakıt, barınak ve diğer pek çok hayati ihtiyacını, bazen dolaylı bazen de dolaysız olarak karşılıyor.

3.Some cities and towns in Alaska can only be reached by ship, riverboat or airplane.

A) Alaska'nın bazı şehir ve kasabalarına ulaşmak, sadece gemi, nehir teknesi ya da uçakla mümkün olmaktadır.
B) Alaska'daki bazı şehir ve kasabalara ulaşım yalnızca gemi, nehir teknesi veya uçakla sağlanmaktadır.
C) Alaska'da yalnızca gemi, nehir teknesi ve uçakla ulaşılabilen bazı şehir ve kasabalar bulunmaktadır.
D) Alaska'daki bazı şehir ve kasabalara sadece gemi, nehir teknesi ya da uçakla ulaşılabilmektedir.
E) Alaska'nın bazı şehir ve kasabalarına ulaşmak için sadece gemi, nehir teknesi veya uçak kullanılmaktadır.

4.The effects of acid rain can be devastating to many forms of life, including human life.

A) Asit yağmurlarının, insan yaşamı dahil, pek çok canlı türü üzerinde zararlı etkileri görülebilir.
B) Pek çok canlı türü için çok zararlı olan asit yağmurları, insan yaşamını da etkileyebilmektedir.
C) Asit yağmurlarının zararlarından, insan yaşamı dahil, pek çok canlı türü etkilenmektedir.
D) Asit yağmurlarının etkileri, sadece insan yaşamı için değil, pek çok canlı türü için zararlıdır.
E) Asit yağmurlarının etkileri, insan yaşamı dahil, pek çok canlı türü için çok zararlı olabilmektedir.     

5.Contrary to popular belief, there is no known connection between acne and diet.

A) Akne ile beslenme arasında bir bağlantı olduğu yaygın olarak bilinmektedir.
B) Yaygın inanışın aksine, akne ile beslenme arasında bilinen bir bağlantı yoktur.
C) Akne ile beslenme arasında bir bağlantı olduğuna inanılır ama bu doğru değildir.
D) Akne ile beslenme arasında bir bağlantı olduğuna inanmak kesinlikle yanlıştır.
E) Yaygın olarak kabul gören yanlış bir inanış da, akne ile beslenme arasında bir bağlantı olduğudur.

6.A curious blend of reality and fantasy characterised both the life and works of the Spanish artist Salvador Dali.

A) İspanyol ressam Salvador Dali, hem yaşamında hem de eserlerinde gerçekle fantezinin tuhaf bir karışımını yansıtmıştır.
B) İspanyol ressam Salvador Dali'ııin hem yaşamının hem de çalışmalarının karakteristiği, gerçekle fantezinin tuhaf bir karışımından ibarettir.
C) Gerçekle fantezinin tuhaf bir karışımı, İspanyol ressam Salvador Dali'nin hem yaşamını hem de eserlerini karakterize etmiştir.
D) Gerçekle fantezinin garip karışımından, İspanyol ressam Salvador Dali'nin hem yaşamının hem de eserlerinin karakteristiği çıkmıştır.
E) İspanyol ressam Salvador Dali'nin yaşamının karakteristiği olan gerçekle fantezinin tuhaf karışımı, onun eserlerinde de hissedilir.

7.On March 27, 1964, southern Alaska was struck by the most intense earthquake ever recorded in North America.

A) Gelmiş geçmiş en şiddetli deprem, 27 Mart 19641e Kuzey Amerika'da, . Alaska'nın güneyinde meydana gelmiştir.
B) 27 Mart 1964'te güney Alaska'yı sarsan deprem, Kuzey Amerika'da kaydedilmiş gelmiş geçmiş en şiddetli depremdi.
C) 27 Mart 1964'te güney Alaska, Kuzey Amerika'da kaydedilmiş tüm zamanların en şiddetli depremiyle sarsıldı.
D) Alaska'nın güneyini vuran ve tüm Kuzey Amerika'yı sarsan 27 Mart 1964 depremi, kayıtlara göre tüm zamanların en şiddetli depremiydi.
E) 27 Mart 1964'te güney Alaska'yı sarsan gelmiş geçmiş en şiddetli deprem, tüm Kuzey Amerika'da hissedilmişti.

8.The American cartoonist Scott Adams, the creator of the popular comic strip "Dilbert", was also a specialist hypnotist.

A) Sevilen karikatür dizisi "Dilbert'in yaratıcısı olan Amerikalı karikatürist Scott Adams aynı zamanda uzman bir hipnozcuydu.
B) Uzman bir hipnozcu olan Amerikalı karikatürist Scott Adams, sevilen karikatür dizisi "Dilbert" in de yaratıcısıdır.
C) Amerikalı karikatürist Scott Adams hem sevilen karikatür dizisi "Dilbert" in yaratıcısı hem de son derece başarılı bir hipnozcudur.
D) "Dilbert" adlı karikatür dizisiyle popüler olan Amerikalı karikatürist Scott Adams, hipnoza da özel bir ilgi duymaktadır.
E) Popüler karikatür dizisi "Dilbert" in yaratıcısı olan Scott Adams, asıl mesleğinin yanı sıra, hipnoz ile de özel olarak ilgilenmektedir.


9.About 4,500 years ago, the ancient Egyptians made the first paper from the fibrous stems of papyrus, a grasslike plant.

A) 4,500 yıl önce eski Mısırlılar, papirüsün ota benzeyen saplarını kullanarak ilk kağıdı yapan uygarlık olmuştur.
B) İlk kağıt, 4,500 yıl kadar önce eski Mısırlılar tarafından, ota benzer bir bitki olan papirüsün lifli saplarından yapılmıştır.
C) Yaklaşık 4,500 yıl önce ilk kağıdı yapan eski Mısırlılar, bunun için ota benzer bir bitki oları papirüsün lifli saplarını kullanmışlardır.
D) 4,500 yıl kadar önce eski Mısırlılar, ota benzer bir bitki olan papirüsün lifli saplarından ilk kağıdı yaptılar.
E) İlk kağıdı yaklaşık 4,500 yıl önce yapan eski Mısırlılar, lifli bir bitki olan papirüsün ota benzeyen saplarından yararlanmışlardır.

10.Ears are perhaps as important as eyes to some species of animals in avoiding dangers or obtaining their food.

A) Tehlikelerden sakınmak ya da yiyeceklerini sağlamak için bazı hayvan türleri, gözlerini değil kulaklarını kullanmaktadır.
B) Kulaklar, hayvan türlerinin bazılarında, tehlikelerden sakınmak ya da yiyeceklerini bulmak için gözlerden daha önemli olabilmektedir.
C) Bazı hayvan türlerinin tehlikelerden kaçınmasında ya da yiyeceklerini sağlamasında en az gözler kadar kulaklar da önemlidir.
D) Bazı hayvan türleri için kulaklar, tehlikelerden kaçınmada ya da yiyeceklerim bulmada, belki de, gözler kadar önemlidir.
E) Bazı hayvan türlerinin tehlikelerden sakınma ya da yiyecek sağlamasında kulaklar, belki de gözlerden daha önemli bir rol oynamaktadır.

11.Unlike many of its neighbours, Argentina has developed a strong manufacturing industry and has become less dependent on agriculture.

A) Pek çok komşusundan farklı olarak Arjantin, güçlü bir imalat sanayi geliştirmiş ve tarıma daha az bağımlı hale gelmiştir.
B) Güçlü bir imalat sanayi geliştirdiği için Arjantin, pek çok komşusundan farklı olarak tarıma daha az bağımlı durumdadır.
C) Pek çok komşusunun aksine Arjantin, güçlü bir imalat sanayi geliştirerek tarıma olan bağımlılığını azaltmıştır.
D) Arjantin'in, pek çok komşusu gibi tarıma bağımlı olmamasının nedeni imalat sanayiinin güçlü olmasıdır.
E) Güçlü bir imalat sanayiine sahip olan Arjantin pek çok komşusu gibi tamamen tarıma bağımlı değildir.

12.What Shakespeare is to English literature as a playwright, Moliere is to French literature.

A) Shakespeare'in oyun yazan olarak İngiliz edebiyatına sağladığı katkıyı, Moliere de Fransız edebiyatına sağlamıştır.
B) Oyun yazarı olarak Shakespeare İngiliz edebiyatında, Moliere ise Fransız edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir.
C) Oyun yazan olarak Shakespeare İngiliz edebiyatı için ne ise,  Moliere de Fransız edebiyatı için odur.
D) Bir oyun yazarı olan Moliere'in Fransız edebiyatındaki yeri, Shakespeare'in İngiliz edebiyatındaki yeri kadar önemlidir.
E) Oyun yazarlığı konusunda, Fransız edebiyatının Moliere'i.de İngiliz edebiyatının Shakespeare'i kadar değerlidir.

13.Since their soft skin provides little protection against dehydration, all amphibians have to live near water.

A) Hem suda hem karada yaşayabilen hayvanların suya yakın yaşamak zorunda olmalarının nedeni, yumuşak derilerinin su kaybını önleyememesidir.
B) Derilerinin yumuşak olması nedeniyle su kaybına karşı çok az dayanıklı olan hem suda hem de karada yaşayabilen tüm hayvanların suya yakın yaşamaları gerekir.
C) Hem suda hem de karada yaşayabilen bütün hayvanlar suya yakın yerlerde yaşarlar çünkü yumuşak derileri su kaybına karşı dayanıklı değildir.
D) Suya yakın yerlerde yaşamak zorunda olan, hem suda hem de karada yaşayabilen hayvanların tümünün derileri yumuşaktır ve su kaybına karşı dayanıksızdır.
E) Yumuşak derileri su kaybına karşı çok az koruma sağladığı için hem suda hem karada yaşayabilen hayvanların tümü suya yakın yaşamak zorundadırlar.

14.The American playwright Maxwell Anderson, who believed in the importance of democracy, expressed in many of his plays his ideas of liberty and justice.

A) Demokrasinin önemini savunan Amerikalı yazar Maxwell Anderson'un, özgürlük ve adalet üzerine düşüncelerini anlatan pek çok oyunu vardır.
B) Demokrasinin önemine inanmış olan Amerikalı oyun yazarı Maxwell Anderson, pek çok oyununda özgürlük ve adalet üzerine fikirlerim ifade etmiştir.
C) Amerikalı oyun yazarı Maxwell Anderson, demokrasinin önemine inanan bir yazar olarak özgürlük ve adalet üzerine fikirlerini birçok oyununda işlemiştir.
D) Özgürlük ve adalet üzerine düşüncelerini pek çok oyununda dile getiren Amerikalı Maxwell Anderson, demokrasinin önemine inanmış bir oyun yazarıdır.
E) Amerikalı oyun yazarı Maxwell Anderson, demokrasinin önemine inanmış biri olduğunu pek çok oyununda özgürlük ve adalet üzerine "fikirlerini anlatarak ifade etmiştir.

15.I dread to imagine what could have happened if we hadn't noticed the nail in the tire before we set off.

A) Lastikteki çiviyi yola çıkmadan önce fark etmemiş olsaydık, neler olabileceğini düşününce dehşete kapılıyorum. 
B) Lastikteki çiviyi yola çıkmadan önce fark etmeseydik, çok korkunç şeyler olabilirdi.
C) İyi ki lastikteki çiviyi yola çıkmadan önce fark ettim yoksa çok korkunç şeyler yaşayabilirdik.
D) Yola çıktıktan hemen sonra lastikte bir çivi olduğunu fark edince dehşete kapıldım.
E) Keşke lastikteki çiviyi yola çıkmadan önce fark etseydik, o zaman o korkunç şeyleri yaşamazdık.

16.The gifted Greek mathematician Archimedes was the first scientist to discover and use the power of the lever.

A) Kaldıracı ilk kez, onun gücünün farkında olan ve bunu kanıtlamaya çalışan Yunanlı dahi matematikçi Arşimet kullanmıştır.
B) Kaldıracın gücünü ilk fark edip kullanan bilim adamı olan Yunanlı Arşimet, aynı zamanda dahi bir matematikçiydi.
C) Yunanlı dahi bir matematikçi olan Arşimet, kaldıracın gücünü göstermek için önü ilk kez kullanan bilim adamı olmuştur.
D) Kaldıracın gücünü keşfeden ve ilk kez kullanan Yunanlı bilim adamı Arşimet, aslında dahi bir matematikçiydi
E) Yunanlı dahi matematikçi Arşimet, kaldıracın gücünü keşfeden ve kullanan ilk bilim adamıydı.

17.Almost all animals build temporary or permanent homes for themselves and their young.

A) Hayvanların Çoğu, yavrularıyla birlikte sürekli ya da geçici olarak yaşayacakları barınakları kendileri yaparlar.
B) Hayvanların neredeyse tümü, geçici ya da sürekli olarak kullanmak amacıyla, yavruları için barınaklar yaparlar.
C) Hemen hernen bütün hayvanlar, yavrularıyla birlikte, kendi yap tıklan geçici ya da sürekli barınaklarda yaşarlar.
D) Hayvanların hemen hepsi, kendileri ve yavruları için geçici ya da sürekli barınaklar yaparlar.
E) Hayvanların hemen hepsinin, kendi başlarına ya da yavrularıyla birlikte yaşayabilecekleri sürekli ya da geçici barınakları vardır.

18.Children should be raised in a stable home environment, as too many changes in surroundings can make them feel insecure.

A) Çevrelerindeki sürekli değişiklikler, çocukların kendilerini güvensiz hissetmelerine neden olacağından onlan dengeli bir ev ortamında yetiştirmemiz gerekir.
B) Çocuklar istikrarlı bir ev ortamında yetiştirilmelidir; çünkü çevredeki çok fazla değişiklik onların kendilerini güvensiz hissetmelerine neden olabilmektedir.
C) Çocukları istikrarlı bir ev ortamında yetiştirmeliyiz; çünkü çevrelerindeki çok fazla değişiklik onların kendilerini güvensiz hissetmelerine yol açar.
D) Kendilerini güvensiz hissetmemeleri için çocukların, çevrelerinde çok fazla değişiklik olmadan, istikrarlı,bir ev ortamında yetiştirilmeleri gerekir.
E) Çevrelerindeki çok çeşitli değişiklikler nedeniyle çocuklar kendilerine güvenlerini yitirebilirler; bu nedenle onlan istikrarlı bir ev ortamında yetiştirmeliyiz.

19.Balzac's series of about eighty novels and tales, which he called "The Human Comedy", forms a social history of France in the first half of the 1800s.

A) Balzac'ın, "İnsanlık Komedyası" diye adlandırdığı, seksen kadar roman ve öyküden oluşan serisi, 1800'lerin ilk yarısında Fransa'nın sosyal tarihini oluşturur.
B) "insanlık Komedyası" diye adlandırılan ve seksen kadar roman ve öyküden oluşan serisinde Balzac, Fransa'nın 1800'lerin ilk yarısındaki sosyal tarihini anlatır.
C) Balzac'm seksen kadar roman ve öyküden oluşan "İnsanlık Komedyası" adlı serisi, Fransa'nın sosyal tarihinin. 1800'lerin ilk yansındaki bölümünü kapsar.
D) Balzac'ın "İnsanlık Komedyası" diye anılan serisi, seksen kadar roman ve öyküsüyle 1800'lerin ilk yansında Fransa'nın sosyal tarihini oluşturmaktadır.
E) Balzac, seksen kadar roman ve öyküden oluşan "İnsanlık Komedyası" diye adlandırdığı serisinde Fransa'nın 1800'lerin ilk yarısındaki sosyal tarihini yansıtmıştır.

20.In the jungles of South America and on the island of New Guinea, Stone Age cultures still exist in almost unspoilt form.

A) Güney Amerika'nın cangıllannda ve Yeni Gine adasında varlığını sürdüren Taş Devri kültürleri, neredeyse hiç değişim yaşamamışlardır.
B) Gürıey Amerika'nın cangıllannda ve Yeni Gine adasında bugün hala hiç değişime uğramamış Taş Devri kültürleri bulmak mümkündür.
C) Taş Devri kültürleri Güney Amerika'nın cangıll arında ve Yeni Gine adasında hiç bozulmamış olarak varlığını sürdürmektedir.
D) Güney Amerika'nın cangıllannda ve Yeni Gine adasında Taş Devri kültürleri neredeyse hiç bozulmamış biçimiyle hala vardır.
E) Bugün hemen hiç bozulmamış Taş Devri kültürleri, sadece Güney Amerika'nın cangıllannda ve Yeni Gine adasında bulunmaktadır.

21.One of the inventions of Nikola Tesla, who obtained over a hundred patents, was the alternating-current system that provides electricity for buildings.

A) İcatlarından biri binalara elektrik sağlayan alternatif akım sistemi olan Nikola Tesla yüzün üzerinde patent almıştır.
B) Binalara elektrik sağlayan alternatif akım sistemi, Nikola Tesla'yı yüzün üzerinde patent sahibi yapan icatlarından sadece biridir.
C) Yüzün üzerinde patent sahibi olan Nikola Tesla'mn, alternatif akım sistemi buluşuyla binalara elektrik sağlanması mümkün olmuştur.
D) Nikola Tesla, binalara elektrik sağlayan alternatif akım sistemini bularak, yüzün üzerindeki patentlerine bir yenisini eklemiştir.
E) Yüzün üzerinde patent alan Nikola Tesla'mn icatlarından biri de binalara elektrik sağlayan alternatif akım sistemiydi.

22.Nearly all of the major construction work done on and in houses is performed by carpenters.

A) Marangozlar bir inşaatta daha çok evin dışındaki değil, içindeki işleri yaparlar.
B) Marangozlar, evlerin üzerinde ve içindeki yapım çalışmalarının neredeyse tümünden sorumludurlar.
C) Yapım çalışmalarının büyük bölümü evlerin üzerinde ve içinde yapılanlar olup bunların neredeyse tümünü marangozlar yapmaktadır.
D) Üzerinde ve içinde yapılan önemli yapım çalışmalarıyla neredeyse evlerin tümünü marangozlar yapmaktadır.
E) Evlerin üzerinde ve içinde yapılan önemli yapım çalışmalarının neredeyse tümü marangozlar tarafından yapılır.

23.Critics called two of the French writer Madame de Stael's novels, 'Delphine' and 'Corinne', the first modern feminist romances.

A) Eleştirmenler Fransız yazar Madame de Stael'in ilk iki romanı 'Delphine' ve 'Corinne'in, ilk modern feminist aşk romanları olduğu konusunda hemfikirdirler.
B) Fransız yazar Madame de Stael'in ilk iki romanı, 'Delphine' ve 'Corinne', pek çok eleştirmence ilk modern feminist aşk romanları olarak kabul edilir.
C) Bazı eleştimenler iki romanı, Fransız yazar Madamme de Stael'in 'Delphine' ve 'Corinne'ini, ilk modern feminist aşk romanları olarak değerlendirmektedir.
D) Eleştirmenler Fransız yazar Madame de Stael'in iki roman,  'Delphine' ve 'Corinne'i, ilk modern feminist aşk romanları olarak nitelemişlerdir.
E) Eleştirmenlerin değerlendirmesine göre, Fransız yazar Madame de Stael'in iki romanı, 'Delphine' ve 'Corinne', ilk modern feminist aşk romanlarıdır.

24.The aging process, an inevitable stage of life, should not be regarded as a period during which we'll lead an inactive life.

A) Yaşlılık süreci, yaşamın pasif olarak yaşanması gereken kaçınılmaz bir evresi olarak algılanmamalıdır.
B) Tam bir hareketsizlik olarak algılanmasa da, yaşamın bir evresi olan yaşlılık kaçınılmazdır.
C) Yaşamımızın doğal bir evresi olan yaşlılık sürecini, hareketsiz bir; dönem olarak düşünmemeliyiz.
D) Yaşamın kaçınılmaz bir evresi olan yaşlılık süreci, hareketsiz bir yaşam süreceğimiz bir dönem olarak görülmemelidir.
E) Yaşlılık, yaşamımızın kaçınılmaz bir evresidir; ancak bu, tam bir hareketsizlik anlamına gelmemelidir.

 25.The American athlete Evelyn Ashford's world record in the 100-metre races could not be broken for four years.

A) Amerikalı atlet Evelyn Ashford'ın 100-metre yanslarmdaki dünya rekoru, dört yıl boyunca kmlamamıştır.
B) 100-metre yarışlarında dünya rekortmeni olan Amerikalı atlet Evelyn Ashford'ın bu rekoru ancak dört yıl sonra kınlabilmiştir.
C) Amerikalı atlet Evelyn Ashford, 100-metre yarışlarında kırdığı dünya rekorunu dört yıl boyunca elinde tutmuştur.
D) Dört yıl boyunca kınlamayan 100-metre yarışlarındaki dünya rekoru, Amerikalı atlet Evelyn Ashford'a aittir.
E) Amerikalı atlet Evelyn Ashford'ın 100-metre yarışlarındaki dünya rekorunu, dört yıl boyunca kimse kıramamıştır.

26.Since the fig is such a perishable fruit, most of the yield is sent to market sun dried.

A) Çabuk bozulan bir meyve olan incir daha çok güneşte kurutulmuş olarak pazarlanır.
B) İncir çok çabuk bozulan bir meyve olduğu için ürünün çoğu güneşte kurutulmuş olarak piyasaya sürülür.
C) Üretiminin çoğu güneşte kurutulmuş olarak piyasaya sürülen incir çabuk bozulan bir meyvedir.
D) Çabuk bozulan bir meyve olduğu için incir güneşte kurutulduktan sonra satılır.
E) Üretilen incirin çoğu, bozulmaması için hemen kurutulur ve piyasaya sürülür.

27.Victoria Falls in Africa is about twice as wide and twice as high as Niagara Falls in North America.

A) Afrika'daki Victoria Şelaleleri'nin genişliği ve yüksekliği, Kuzey Amerika'daki Niagara Şelaleleri'nin tam iki katıdır.
B) Kuzey Amerika'da Niagara Şelaleleri, Afrika'da ise bunun iki katı büyüklüğünde Victoria Şelaleleri vardır.
C) Kuzey Amerika'daki Niagara Şelaleleri'ne göre, Afrika'nın Victoria Şelaleleri neredeyse iki kat daha geniş ve iki kat daha yüksektir.
D) Afrika'daki Victoria Şelaleleri, Kuzey Amerika'daki Niagara Şelaleleri'nin yaklaşık iki katı genişliğinde ve iki katı yüksekliğindedir.
E) Her ikisi de çok yüksek ve geniş olmasına rağmen Afrika'nın Victoria Şelaleleri, Kuzey Amerika'daki Niagara Şelaleleri'nin iki katıdır.


28.What makes the fairy tale different from the other types of the oral literature is its use of magic and fantasy.

A) Sihir ve fanteziyi sıkça kullanan peri masalları, diğer sözlü edebiyat türlerinden farklıdır.
B) Sihir ve fantezinin kullanılması, peri masallarını diğer sözlü edebiyat türlerinden ayıran temel özelliktir.
C) Peri masalları, diğer sözlü edebiyat türlerinden sadece sihir ve fanteziye yer vermesi bakımından farklıdır.
D) Peri masallarını diğer sözlü edebiyat türlerinden farklı kılan, sihir ve fanteziyi kullanmasıdır.
E) Peri masallarında sıkça kullanılan sihir ve fantezi, onu diğer sözlü edebiyat türlerinden ayırır.

29.Despite his large build and rather fierce appearance, Thomas is actually a very gentle and sensitive person.

A) İri yapısına ve okjukça sert görünüşüne rağmen Thomas, aslında çok nazik ve duyarlı bir insandır.
B) Thomas, aslında çok nazik ve duyarlı bir insan olmasına rağmen, iri yapılı ve oldukça sert görünüşlüdür.
C) Çok iri yapılı ve oldukça sert görünümlü olan Thomas, aynı zamanda çok nazik ve duyarlı biridir.
D) Thomas'ın iri yapısı ve oldukça sert görünüşü, onun nazik ve duyarlı yapısıyla çelişiyor.
E) Thomas iri yapısıyla oldukça sert görünür ama aslında o, çok nazik ve duyarlı bir insandır.

30.From 1926 until her last performance in 1982, Peggy Ashcroft was one of the most distinguished actresses of the British stage.

A) Tanınmış İngiliz aktris Peggy Ashcroft,1926'dan 1982'deki son gösterisine kadar hep sahnedeydi.
B) 1926'dan beri sahnede olan tanınmış İngiliz aktris Peggy Ashcroft, son gösterisini 1982'de yapmıştır.
C) 1926'dan 1982'deki son gösterisine kadar İngiliz sahnelerinde yer alan Peggy Ashcroft çok değerli bir aktristi.
D) İngiliz sahnelerinin en değerli aktrisi olarak kabul edilen Peggy Ashcroft, 1926 ile!982 yılları arasında sahnedeydi.
E) 1926'dan 1982'deki son gösterisine kadar Peggy Ashcroft, İngiliz sahnelerinin en değerli aktrislerinden biriydi.

31.The strength and flexibility of most fibers, natural or artificial, result from the shape of their molecules.

A) Çoğu lifte sağlamlık ve esneklik, doğal ya da yapay moleküllerin biçimine bağlıdır.
B) Pek çok doğal ya da yapay lifin sağlamlığını ve esnekliğini, moleküllerinin biçimi belirler.
C) Hem doğal hem de yapay liflerde sağlamlık ve esneklik, moleküllerin biçimiyle ilgilidir.
D) Doğal ya da yapay olsun, çoğu lifin sağlamlığı ve esnekliği, moleküllerinin biçiminden kaynaklanır.
E) Sadece doğal değil, yapay lifler de moleküllerinin biçimi sonucu sağlam ve esnek olurlar.

32.The person who donated four billion Turkish liras to our organisation requested his name to be kept secret.

A) Adının gizli tutulmasını isteyen bir kişi kuruluşumuza dört milyar Türk lirası bağışta bulunacağını bildirdi.
B) Adının gizli tutulmasını rica eden bir kişi kuruluşumuza dört milyar Türk lirası bağış yaptı.
C) Kuruluşumuza dört milyar Türk lirası bağışta bulunacağı belirtilen kişinin adının gizli tutulması rica edildi.
D) Adını açıklamayan bir kişi, kuruluşumuza dört milyar Türk lirası bağışta bulundu.
E) Kuruluşumuza dört milyar Türk lirası bağışta bulunan kişi adının gizli tutulmasını rica etti.

33.All living things, plant or animal, need vitamins for health, growth and reproduction.

A) Bitki ya da hayvan olsun, bütün canlıların sağlık, büyüme ve üreme için vitaminlere ihtiyacı vardır.
B) Tüm bitki ve hayvanların, sağlık, büyüme ve üreme için en çok ihtiyaç duydukları şey vitaminlerdir.
C) Vitaminler, bitki ve hayvan gibi tüm canlılarda, sağlıklı büyüme ve üremeyi sağlar.
D) Vitaminler, bitki ya da hayvan olsun, bütün canlılarda sağlıklı büyüme ve üreme için en gerekli şeydir.
E) Bitki ya da hayvan, bütün canlıların sağlıklı büyümesi ve üremesi gerekli vitaminleri almasıyla mümkündür.

 
34.During the potato famine in Ireland in 1840s, one million people died from starvation and disease and even more emigrated.

A) 1840'larda, patates kıtlığı nedeniyle İrlanda'da, bir milyondan fazla insan açlık ve hastalıktan ölmüş, ya da göç etmiştir.
B) Patates kıtlığı, 1840’ların İrlanda'sında, bir milyon insanın açlık ve hastalıktan ölmesine, ya da göç etmesine neden olmuştu.
C) 1840'larda İrlanda'daki patates kıtlığı sırasında, bir milyon insan açlık ve hastalıktan ölmüş, bundan fazlası da göç etmiştir.
D) İrlanda'da 1840'larda yaşanan patates kıtlığı, bir milyon insanın açlık ve hastalıktan ölmesine, bir o kadarının da göç etmesine yol açmıştır.
E) 1840'larda İrlanda'da yaşanan patates kıtlığı, bir milyon insanın açlık ve hastalıktan ölmesine neden olmuş, bundan fazlasını da göçe zorlamıştır.

35.In the folk literature of seafaring nations, the naval heroes and the ships on which they gallantly fought have a special place.

A) Denizcilikle uğraşan ülkelerde halk edebiyatı, denizcilerin kahramanlık­larına ve üzerinde cesurca savaşılan gemilere özel bir yer vermiştir.
B) Denizcilikle uğraşan ülkelerin-halk hikayeleri, daha çok denizci kahramanları ve üzerinde cesurca savaştıkları gemileri anlatır.
C) Denizcilikle uğraşan ülkelerin, denizci kahramanları ve üzerinde cesurca savaştıkları gemileriyle ilgili halk hikayeleri çoktur.
D) Denizcilikle uğraşan ülkeler halk edebiyatlarında, özellikle denizci kahramanları ve üzerinde cesurca savaştıkları gemileri de işlemişlerdir.
E) Denizcilikle uğraşan ülkelerin halk edebiyatında, denizci kahramanların ve üzerinde cesurca savaştıkları gemilerin özel bir yeri vardır.

36.Childless marriages, or delaying having a child, are increasingly becoming a more commonly preferred family style.

A) Giderek daha çok tercih edilen aile biçimi, çocuk sahibi olmanın ertelendiği çocuksuz evlilikler şekline dönüşmüştür.
B) Çocuksuz evlilikler ya da çocuk sahibi olmayı erteleme, giderek daha çok tercih edilen bir aile biçimi olmaktadır.
C) Bir aile biçimi olarak çocuksuz evlilikler ya da çocuk sahibi olmanın ertelenmesi, giderek daha çok tercih edilmektedir.
D) Çocuksuz evlilikleri ya da çocuk sahibi olmanın ertelenmesini, aileler bir tarz olarak daha çok tercih etmektedir.
E) Çocuksuz evliliklere ya da çocuk sahibi olmayı ertelemeye, bir yaşam biçimi olarak giderek daha çok rağbet edilmektedir.

37.The folding fan has largely been replaced by the more effective and convenient electric fan, but it is not entirely extinct.

A) Katlamalı yelpaze, yerini büyük ölçüde daha etkili ve rahat olan elektrikli fana bırakmıştır ama bütünüyle yok olmamıştır.
B) Katlamalı yelpaze, günümüzde bütünüyle yok olmamasına rağmen yerini büyük ölçüde daha etkili ve rahat olan elektrikli fan almıştır. -
C) Daha etkili ve rahat olan elektrikli fan yaygın olarak kullanılsa da, katlamalı yelpaze henüz tam olarak yok olmamıştır.
D) Daha etkili ve rahat olan elektrikli fan katlamalı yelpazenin yerini büyük ölçüde almıştır ancak onu tamamen yok edememiştir.
E) Katlamalı yelpaze, elektrikli fan kadar etkili ve rahat olmadığı için, tamamen olmasa da, büyük ölçüde yok olmuştur.

38.The novels of William Faulkner rank among the most important books of the 20th century.

A) William Faulkner'ın romanları, 20. yüzyılın en önemli kitapları arasında yer alır.
B) 20. yüzyılın en önemli kitapları arasında William Faulkner'ın romanları da sayılmaktadır.
C) William Faulkner romanlarıyla, 20. yüzyılın en önemlileri arasına girmiştir.
D) William Faulkner'ın romanlarının önemi, 20. yüzyılın en iyi kitapları arasında yer almasındandır.
E) 20. yüzyılda üretilen kitaplar arasında William Faulkner'ın romanları önemli bir yere sahiptir.

39.Because of the aridity, there are few major rivers in the Middle East, and those that exist are vital sources of water.

A) Kuraklık nedeniyle Orta Doğu çok az büyük nehre sahip olduğu için var olan su kaynaklarının önemi büyüktür.
B) Orta Doğu'daki kuraklık ve az sayıdaki büyük nehir, var olan su kaynaklarını hayati derecede önemli kılmaktadır.
C) Kuraklık yüzünden Orta Doğu'da çok az büyük nehir vardır ve olanlar da hayati derecede önemli su kaynaklarıdır.
D) Orta Doğu'nun çok az sayıda büyük nehre sahip olması kuraklık yüzündendir ve hu su kaynaklan son derece önemlidir.
E) Kuraklık nedeniyle çok az büyük nehrin bulunduğu Orta Doğu'da var olan su kaynakları hayati öneme sahiptir.

40.When women went into business, they began to prefer dresses that were simple and easy to maintain.


A) İş hayatına atılan kadınların, basit ve bakımı kolay giysileri tercih ettikleri görülmektedir.
B) Kadınlar iş hayatına atılınca, basit ve bakımı kolay giysileri tercih etmeye başladılar.
C) İş hayatına atılan kadınlar, bu durumda, basit ve bakımı kolay giysileri seçmeye başlamaktadır.
D) iş hayatına atılan kadınların tercihi daha çok basit ve bakımı kolay giysiler yönünde olmuştur.
E) Kadınların basit ve bakımı kolay giysileri tercih etmeleri, iş hayatına atıldıkları zaman başlamıştır.

41.Owing to his role in restoring to prosperity the ruined economy of West Germany after WW II, Ludwig Erhard has been called the "father of the economic miracle."

A) "Ekonomik mucizenin babası" olarak anılan Ludwig Erhard bu unvanı, II. Dünya Savaşı sonrası ekonomisi harap olmuş Batı Almanya'nın tekrar refaha kavuşmasında oynadığı rolüyle almıştır.
B) II. Dünya Savaşı'ndan sonra Batı "Almanya'nın ekonomisi harap olmuş, ancak "ekonomik mucizenin babası" diye anılan Ludwig Erhard sayesinde ülke tekrar refaha kavuşmuştur.
C) Ludwig Erhard, II. Dünya Savaşı sonrası Batı Almanya'nın harap olmuş ekonomisini refaha çıkarmadaki rolü nedeniyle, "ekonomik mucizenin babası" diye anılmaktadır.
D) "Ekonomik mucizenin babası" olarak bilinen Ludwig Erhard, II. Dünya Savaşı sonrasında ekonomisi harap olmuş Batı Almanya'nın refaha kavuşmasında büyük rol oynamıştır.
E) Ludwig Erhard "ekonomik mucizenin babası" diye anılır çünkü o, II. Dünya Savaşı sırasında ekonomisi harap olan Batı Almanya'yı tekrar refaha kavuşturan kişidir.


42.Adapting to a disability usually takes time and requires the assistance of professionals who work with disabled people.

A) Kişinin sakatlığına alışması, özürlülerle çalışan profesyonellerin yardımıyla bile oldukça uzun sürer.
B) Özürlülerle çalışan profesyonellerin yardımı olmadan bir sakatlığa uyum sağlamak genellikle çok zaman alır.
C) Bir sakatlığa uyum sağlama sürecinin çok uzun olmaması için özürlülerle çalışan profesyonellerin desteğine ihtiyaç vardır.
D) Bir sakatlığa uyum sağlamak genellikle zaman alır ve özürlülerle çalışan profesyonellerin yardımını gerektirir.
E) Kişi sakatlığına adapte olmaya çalışırken zaman zaman, özürlülerle çalışan profesyonellerin desteği gerekebilir.


43.Every infectious disease has an incubation period, which is the length of time between the pathogen's gaining a foothold in the body and the appearance of the first symptoms of the disease.

A) Bir bulaşıcı hastalığın kuluçka dönemi, patojenin vücutta tutunacağı bir yer bulmasıyla, hastalığın ilk belirtilerinin anlaşılması arasında geçen süredir.
B) Her bulaşıcı hastalığın kuluçka döneminin uzunluğu, patojenin vücutta kendine bir yer bulması ve hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıkmasına bağlı olarak değişir.
C) Patojenin vücutta tutunacak bir yer bulmasıyla hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıkması arasındaki süre olan kuluçka dönemi, her bulaşıcı hastalık için değişiktir.
D) Tüm bulaşıcı hastalıkların kuluçka dönemi vardır ve bu süreç, patojen vücuda yerleştikten sonra ilk hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar devam eder.
E) Her bulaşıcı hastalığın, patojenin vücutta kendine bir yer bulmasıyla hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıkması arasındaki süreç olan bir kuluçka dönemi vardır.


44.The most vital issue to confront the nations of the world since World War II has been the prevention of nuclear warfare.

A) II. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkeleri tehdit eden en önemli konu, nükleer savaş olmuştur.
B) II. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkeler en çok nükleer savaşın önlenmesi için çaba harcamışlardır.
C) II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ülkelerin karşı durdukları en önemli konu, nükleer savaşın önlenmesi olmuştur.
D) II. Dünya Savaşı'ndan beri ülkelerin ısrarla üzerinde durdukları bir konu, nükleer savaşın önüne geçilmesidir.
E) II. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkelerin karşı çıkmaları gereken en önemli konu, nükleer savaş olmalıydı.

 


 

 

 

CEVAPLAR
1A 7C 13E 19A 25A 31D 37A 43E
2B 8A 14B 20D 26B 32E 38A 44C
3D 9D 15A 21E 27D 33A 39C
4E 10D 16E 22E 28D 34C 40B
5B 11A 17D 23D 29A 35E 41C
6C 12C 18B 24D 30E 36B 42D

 









İngilizcedoktoru.com - Muhammed Özgür YAŞAR/Dil Sınavları Rehberlik
Copyright 2007 © ingilizcedoktoru.com